Abdullah's profileABDULLAH'S SPACESPhotosBlogListsMore Tools Help

Feed

The owner hasn't specified a feed for this module yet.
Lists

Abdullah KOCATEPE

Interests

RABBİM,SEN BENİM HERŞEYİMSİN.........


Her anım, her yanım sen. Gönlümde salınan Yar sen. Kırmızsında ateş sen. Çölde serabım sen. Çarem sen, derman sen

Gönlümün incesi, sazımın en narin nağmesi. Yüreğimden gelen yağmurun, toprağıma değen susamışlığı. Gecemin karasının aydınlık yüzü. Ellerimin muhtaçlığında ki bebek bakışlarıyla geldim Sana(c.c). Elleri dilenci yoksulluğundan da muhtaç geldim Sana(c.c).

Hücremde ki soğuk yalnızlığımın tek ziyaretçisi. Bilmez misin ne halde kapındayım. Gözlerimin mahrem perdesi cemaline helallik diler. Ağlar yüreğim taşıyamam ki bilirsin ya.

Özümün gözüne yansıyan tek bakış. Döner ruhum pervanelikten değil bu kaçış. Senin ateşine yanan bir sevda.
Sevdasında geceyi gizleyen. Gecesinde sana aşk gizleyen. Aşkında ateş gizleyen. Ateşi hiç yakmayan yeğane yar.


Vurdun beni ta derinden ki gönlüm yangınlarda. Suyun (c.c) ateşimi alevledirir. Bildim ki su ateşe bahane. Beni Sen (c.c) yaktın. Yaktığın gönlün közünde alevin saklıdır.


Gönül deryasında susuzlukların vurduğu bir kum tanesiyim
MEVLAMA EMANET OLUN DUA İLE...

MASUMİYETİN TİMSALİ ÇOCUKLAR HEP BÖYLE KALIN EMİ

 
Alanınızdaki konuk defteri  
Lütfen bekleyin...
Girdiğiniz yorum çok uzun. Lütfen kısaltın.
Hiçbir şey girmediniz. Lütfen yeniden deneyin.
Üzgünüz, şu anda yorumunuzu ekleyemiyoruz. Lütfen daha sonra yeniden deneyin.
Yorum eklemek için ebeveyninizden izin almanız gerekiyor. İzin isteyin
Ebeveyniniz yorumları devre dışı bıraktı.
Üzgünüz, şu anda yorumunuzu silemiyoruz. Lütfen daha sonra yeniden deneyin.
Bir günde bırakılabilecek yorum sayısı üst sınırını aştınız. Lütfen 24 saat içinde yeniden deneyin.
Sistemlerimiz diğer kullanıcılara istenmeyen posta gönderiyor olabileceğinizi bildirdiğinden hesabınızdan yorum yazma özelliği kaldırıldı. Hesabınızın devre dışı bırakılmasının yanlış olduğunu düşünüyorsanız, lütfen Windows Live desteğine başvurun.
Yorum bırakmayı bitirmek için aşağıdaki güvenlik denetimini tamamlayın.
Güvenlik denetiminde yazdığınız karakterler, resimdeki veya sesteki karakterlerle eşleşmelidir.
ahmedyazan:


Lütfen bekleyin...
Girdiğiniz yorum çok uzun. Lütfen kısaltın.
Hiçbir şey girmediniz. Lütfen yeniden deneyin.
Üzgünüz, şu anda yorumunuzu ekleyemiyoruz. Lütfen daha sonra yeniden deneyin.
Yorum eklemek için ebeveyninizden izin almanız gerekiyor. İzin isteyin
Ebeveyniniz yorumları devre dışı bıraktı.
Üzgünüz, şu anda yorumunuzu silemiyoruz. Lütfen daha sonra yeniden deneyin.
Bir günde bırakılabilecek yorum sayısı üst sınırını aştınız. Lütfen 24 saat içinde yeniden deneyin.
Sistemlerimiz diğer kullanıcılara istenmeyen posta gönderiyor olabileceğinizi bildirdiğinden hesabınızdan yorum yazma özelliği kaldırıldı. Hesabınızın devre dışı bırakılmasının yanlış olduğunu düşünüyorsanız, lütfen Windows Live desteğine başvurun.
Yorum bırakmayı bitirmek için aşağıdaki güvenlik denetimini tamamlayın.
Güvenlik denetiminde yazdığınız karakterler, resimdeki veya sesteki karakterlerle eşleşmelidir.

คğLค єγ İвяahiм

 


 
Ağla ağla E
y İbrahim
Kalbin yumuşasın
Ağla Ey İbrahim

Ateş seni yakmasın
Ağla Ey İbrahim
Gözyaşların ateşi söndürsün
Ağla Ey İbrahim
Günahların temizlensin
Ağla ağla ağla welew ki Erciyes gazaplansın.

Ağla ağla Ey İbrahim
Ashab-ı Uhdut’u yakan ateş sönsün
Ağla Ey İbrahim
Habbab’ın sırtını yakan ateş sönsün
Ağla Ey İbrahim
Filistinli anaların yüreğini yakan ateş sönsün
Ağla Ey İbrahim
Bütün dünya da kucağında bebeği öldürülen anaların yüreğine melhem olsun.
Ağla Ey İbrahim
Keşmir’de anaları öldürülen bebelere süt olsun.
Ağla Ey İbrahim
Gözyaşların Cenin’e şahid olsun.
Ağla Ey İbrahim
Gözyaşların Halepçe Katliamı’na ağıtlar yaksın.
Ağla ağla ağla welew ki Erciyes gazaplansın.

Ağla ağla Ey İbrahim
Filizlenen çiçeklere su olsun
Ağla Ey İbrahim
Fidanlar susuz kalmasın
Ağla Ey İbrahim
Mansurlar mahzun kalmasın
Ağla Ey İbrahim
Kutuplara güneş doğsun
Ağla ağla ağla welew ki Erciyes gazaplansın.

Ağla ağla Ey İbrahim
Gözyaşların Kerbela’da su olsun.
Ağla Ey İbrahim
Mekkeli yiğitlere yürek olsun.
Ağla Ey İbrahim
Kanı akıtılan Filistinlilere kan olsun
Ağla Ey İbrahim
Gözyaşların susturulan kalemlere mürekkep olsun
Ağla ağla ağla welew ki Erciyes gazaplansın.

Ağla ağla Ey İbrahim
İçindeki putlar devrilsin
Ağla Ey İbrahim
İblis-i Şeytan senden kaçsın
Ağla Ey İbrahim
Gözyaşların dizine derman aklına burhan olsun
Ağla Ey İbrahim
Gözyaşların diline ferman gönlüne sultan olsun
Ağla Ey İbrahim
Kalbine iman dolsun.
Ağla ağla ağla welew ki Erciyes gazaplansın.
Welew ki Erciyes gazaplansın

İbrahim PUTKIRAN

SELAM OLSUN HEP ÜMİT TAŞIYANLARA!!!

 

Hamdolsun alemlerin Rabbi olan Allaha!
Hamdolsun Rahman olana, Rahim olana!
Hamdolsun kendisinden başka ilah olmayana
Hamdolsun hakimiyette ortağı bulunmayana
Hamdolsun, bizleri yoktan var edene, yeryüzünde halife kılana
Hamdolsun Rasûller gönderene, kitaplar indirene!

Ve... Selam olsun gönderilen bütün Rasûllere!
Selam olsun, bizlere Allahın âyetlerini okuyan, kitabı ve hikmeti öğreten kutlu elçilere!
Selam olsun, kalplerimizi, beyinlerimizi her türlü pislikten arındıranlara!
Selam olsun, insanlığı karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için çırpınıp duranlara!
Selam olsun, insanları insanlara kulluktan kurtarıp, Allaha kul yapanlara!
Selam olsun, nemrudların, firavunların yakasından yapışanlara!
Selam olsun, tağutlarla nasıl mücadele edileceğini bizzat gösterenlere!
Selam olsun, Rablığa kalkışan, İlahlığa yeltenenlere haddini bildirenlere!

Selam olsun Ademe,
Selam olsun Nuha
Selamun ala Nuhin fil alemîn
Selamün ala İbrahim
Selamün ala Musa ve Harun
Selamün ala İlyasîn
Selam olsun İshak;a, Ya kuba,
Selam olsun güzel yüzlü Yusuf;a
Selam olsun Davud;a ve Süleymana
Selam olsun aziz şehid Yahya;ya, Zekeriyyaya!
Selam olsun Meryem oğlu İsaya

Ve... Selam olsun Allahın son Rasulüne!
Selam olsun dünya kuruldu kurulalı beklenene!
Selam olsun ümmetten ümmete anlatılan, anlatılan ve yolu gözlenene!
Selam olsun İbrahim'in duasına,
Selam olsun İsa'nın müjdesine,
Selam olsun Amine'nin rüyasına!
Selam olsun mazlumların sahibine,
Selam olsun kimsesizlerin kimsesine,
Selam olsun garipleri, mustazafları kanatları altında toplayana!
Selam olsun Bilal Ammar'ın arkadaşına,
Selam olsun Selman'ın arkadaşına!
Selam olsun, bir yere giderken yerine İbn Ümmü Mektumu vekil bırakana
Selam olsun evinde peş peşe iki gün doyasıya buğday ekmeği yenmeyene!
Selam olsun vücudunda dalga dalga hasır izleri olana!
Selam olsun, elinde veya evinde bulunanı dağıtmadan gözüne bir türlü uyku girmeyene!

Selam olsun Allah davetçisine,
Selam olsun ışıl ışıl aydınlık saçan 'Sirac-ı Münîr'e!'
Selam olsun, hüzünlenince "vela yahzünke-üzülme!" diye Allah'ın teselli buyurduğuna!
Selam olsun Rabbin terbiye ettiğine, hem de öylesine güzel terbiye ettiğine!
Selam olsun güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilene!
Selam olsun ahlâkı Kur'an olana, hayatı Kur'an olana!
Selam olsun, yüzü bir genç kızdan daha çabuk kızarana!
Selam olsun kendisine uyulmaktan başka çıkar yol olmayana!
Selam olsun kendisine yaklaşıldıkça Allah'a yaklaşılmış olana!
Selam olsun yeryüzünde en çok sevilene!
Selam olsun aşkın ve muhabbetin kaynağına!
Selam olsun, hayatın kendisiyle anlam kazandığına!
Selam olsun Medine'nin bağrına bastığına!

Selam olsun Hatice'nin, Aişe;nin yârine.
Selam olsun Zeyneb'in, Ümmügülsümün ve Rukiyye'nin babasına.
Ve selam olsun Fatıma'nın babasına!
Selam olsun Hasan'ın dedesine, Hüseyin'in dedesine!
Selam olsun Üsame'yi bunlardan hiç ayırmayana!

Selam olsun yeryüzü kendisine mescid kılınana!
Selam olsun, korkusu düşmanlarının kalbine bir aylık yoldan salınana!
Selam olsun, öfkelenince alnının ortasında bir damar kabarana
Selam olsun, gördüğü bir haksızlıktan dolayı derhal ayağa kalkana ve o haksızlığı gidermeden oturmayana
Selam olsun, kıyamete yakın elinde kılıcıyla gönderilene!
Selam olsun, rızkı mızrağının ucunda kılınana!
Selam olsun, seyyidel evvelin vel ahirîn olana!

Ve selam olsun o Rasûlün günümüzdeki sevdalılarına!
Selam olsun o Rasûlün günümüzdeki şahitlerine, vahyin şahitlerine, Hakkın şahitlerine!
Selam olsun, peygambersiz geçecek bütün zamanların Allah;ın yeryüzündeki şahitlerine!
Selam olsun, Muhammed Aleyhisselam ile gönderilen nûru bugüne yansıtanlara!
Selam olsun, yurtlarını, yuvalarını Muhammedî nur ile aydınlatanlara!
Selam olsun, yavrularını, kalplerini, beyinlerini o nûr ile doyuranlara, dolduranlara, tağutların kirletmeye çalıştığı minicik dillerini ve gönüllerini her akşam özenle temizleyenlere!
Selam olsun hayatın bütün alanlarına, zamanın bütün dilimlerine Muhammedî nuru taşıyanlara!
Selam olsun, gündemleri her daim İslam olanlara, İslamsız edemeyenlere!
Selam olsun, hep İslamın sancısıyla kıvranıp, Müslümanların derdiyle dertlenenlere!
Selam olsun, yürekleri bir türlü yatışmayanlara, dünyaya fit olmayanlara, dünya ile mutmain olmayanlara!
Selam olsun firavunları tehdit eden, tedirgin eden listenin her zaman birinci sırasında yer alanlara!
Selam olsun hep ümit taşıyanlara, ümit dağıtanlara!




 
 

Sessiz Dua_ve NAMAZIN FAZİLETLERİ__

 

Alıntı

__Sessiz Dua___

 

          
 
Her şeyden evvel, varlığıyla varlığımızı ışıklandıran, gözlerimize nurlar serpip, bizleri nefsanî karanlıklardan kurtaran Rahmeti Sonsuz Rabbimize hamd ü senâlar ediyor, varlık ağacının çekirdeği, kainat kitabının ille-i gâiyesi, Hakk’a davetin en gür sesi Efendimiz'i, âlini ve ashabını salât ü selamlarla bir kez daha anarak ellerimizi açıp yalvarıyoruz:

Yüce Rabbimiz! Gönüllerimizi sıdk, emanet, ihlas ve yakîn hisleriyle buluştur ve bizi kalbleri rikkatle çarpan huşû ve hudû sahibi, murâkabe, heybet ve marifet-i tâmme ehli insanlardan eyle! Destekleyenimiz, yardım edenimiz ve koruyup kollayanımız Sen ol! Ne olur, biz âciz ve muhtaç kullarını hüsrana uğramış zavallılar gibi eyleme, onların düştükleri acıklı durumlara maruz bırakma.. kalblerimizin üzerinden is, sis ve pas perdelerini kaldır; kaldır ki hakkı hak olarak görüp bilebilelim.

Yüceler Yücesi Allahımız! Sen’den bize nezdindeki nurlardan bir nur göndermeni ve onunla zâhir-bâtın bütün hislerimizi nurlandırmanı, gönüllerimizi ağyar ve masiva karanlıklarından arındırmanı ve yürüyeceğimiz yolları, insanlığa en mümtaz rehber olarak seçip vazifelendirdiğin habibin Muhammed Mustafa’nın nuruyla ışıklandırmanı diliyoruz.

Efendimiz Hazreti Muhammed’e, aile efradına ve bütün ashab-ı güzînine salât u selam ederek bunları Senden dileniyoruz; dualarımızı kabul buyur Rabbimiz!..
Bizleri cehennem ateşinden,gözlerimizi harama bakmaktan,kulagımızın haramı duymasından,kalbimizden haramın gecmesinden bizleri koru Allahım...
Bizleri münevver mümin sevdiğin kullarından eyle,Hacca gidip hacı olmayı kur an okumayı,namaz ı mızı hakkıyla eda etmeyi,senın sevdiğin kullardan olmayı bizlere evlatlarımıza,hısımlarımıza,akrabalarımıza ve tanıyıp tanımdadığımız herkese nasip eyle..Bizler salih eş evlat ve nseil nasip eyle..İslamı kuran ahlakını bizlere ve neslimize yaşamayı nasip eyle ..
Allah'ım! Benim ismet perdesini yırtan günahlarımı affet. Allah'ım! Benim mutsuzluklara sebep olan günahlarımı affet. Allah'ım! Benim nimetleri değiştiren günahlarımı affet. Allah'ım! Benim duanın icabetini önleyen günahlarımı affet.
Allah'ım! Benim belanın inmesine sebep olan günahlarımı affet.
Allah'ım! İşlediğim bütün günahları ve yaptığım bütün hataları affet.
Allah'ım! Sana zikrinle yaklaşmak istiyor ve Seninle Sen’den şefaat diliyorum. Cömertliğin hakkı için beni Kendine yaklaştırmanı ve şükrünü eda etmeyi bana nasip kılmanı ve zikrini bana ilham etmeni niyaz ediyorum.
Allah'ım! Huzu, huşu ve zelil bir dille, Sen’den hatalarıma göz yummanı, bana merhametli davranmanı, beni verdiğine razı, kanaatkar ve her halde mütevazı kılmanı diliyorum.
Allah'ım! İhtiyaç ve yoksulluğu şiddetli olan ve hacetini zorluklar anında kapına getiren, katında bulunanlara büyük rağbeti olan kimsenin yalvarışı gibi sana yalvarıyorum.
Allah'ım! Senin Saltanatın büyük ve mekanın yücedir, tedbirin gizli; emrin açıktır; kahrın galip, kudretin her yerde caridir ve Senin Hükmünden kaçmak muhaldir.
Allah'ım! Senden başka günahlarımı affedecek; kabahatlerimi örtecek; kötü amelimi iyiye çevirecek biri yok. Senden başka ilah yok; Sen Sübhan'sın, Münezzehsin; Sana hamdederim.

İlahi! Sen beni benden daha iyi Bilirsin. Ben de kendimi, övenlerden daha iyi bilirim. Onların bende bulunduğunu sandıkları iyilikleri Sen bana İhsan Et ve bilmedikleri kötülüklerimi Setret ve Mağfiret Buyur. Hakkımda söylenen şeylerle beni Günahlandırma.

Rabbim beni dostlarına dost sevdiklerine sevgili eyle.....
Bizlere salih yuvalar kurmayı salihlerle arkadaş olmayı onların muabbetlerinde bulunayı nasip eyle...Bizlere salih evlatlar naip eyle..
Namaz ve kur an ı hakkıyla eda etmeyi...cennetle muşdelediğin kullarından olmayı nasip eyle...Bizlere hacı olmayı nasip eyle.....
Ailemiizi ve bizleri her turlu şeytan ve musubetlerinden kazalardan belalardan deprepten ve zel zeleden koru...
sana sonsuz sukurlar olsun...YAlnız ve yalnız sana sıgınırım..... (selat ve selam getirin)
El fatiha....
Amin  
Allahumme salli ala seyyidina muhammed
Amin... 
 
         

 

  
Sabah Namazı;
''Ölüm Sekaratı sıkıntısının ilacıdır,''

Vakit seher.
Ufukta günün kızıl çiçeği açmak üzere.
Vaktin rahmine sabahın nutfesi düştü az önce.
Gecenin toprağında saklı ışıktan tohumlar başlarını uzatıyor.
Şimdi hatırla ki, sen de bir zamanlar yokluğun karanlığında yitiktin. Unutulmuşluk toprağına gömülü bir tohumdun.
Kimsenin adını bilmediği, hatırını saymadığı bir yetimdin.
Hatırla ki, unutulmuşluğun toprağında Rabbin seni unutmadı.
Rabbin seni sahipsiz de bırakmadı.
Rabbin seni yokluk gecesinden varlığın ufkuna eriştirdi.
Taze bir bahar gibi gün yüzüne çıkardı bedenini.
Ete kemiğe bürüdü ruhunu.
Gülden tebessümler giydirdi yüzüne.
Şimdi seher vakti.
Göz kapaklarının ardından kaç.
Gafletin gecesinden uyan.
Aç gözlerini sehere.Aç kalbini Rabbine.Uyan.Uyan,yan ve an seni hiç unutmayan Rabbini.
Güneş ufukta yükselmeden, sen dualar ufkuna yüksel.
Herkes unutsa bile seni unutmayan Rabbini herkesin O'nu unuttuğu anda ananlardan ol.
Haydi kalk! Kalk ve miracına eşlik et En Sevgilinin(s.a.v)
Şimdi sabah!
Şimdi sabah namazı vakti...

Öğle Namazı;
''Kabrin karanlığının sıkıntısının ilacıdır''
 

Vakit öğle.
Gün ortası. Dünya telaşındasın.
İşler yoğun.Yarım kalmış ne kadar iş var!
Sanki sensiz yürümüyor hiçbir şey.
Sanki sen olmasan işler hep yarım kalacak, belki hiç başlamayacak.
Ne kadar çok vazgeçilmezin var!
Ne kadar vazgeçilmezsin!
Oysa dünya seni pek umursamıyor.
Telaşlarına inat uzakta bir kelebek yavaş yavaş kozasından çıkmada. Ötelerde bir insan son nefesini vermekte sessizce..
Bir bebek ilk kez gülümsemekte annesine...

Vakit öğle.
O kadar gürültü var ki ortalıkta.
Kalbinin sesini duyamıyorsun bile.
Ruhunun sonsuza uzanan emellerine kör olmak üzeresin.
Telaşların arasından sıyrıl, ruhuna yer ayır.
Ebedi sükunete hazırla kendini. Kalbini sonsuzluğa bitiştir.
Alnını secdeye değdir.
Şimdi öğle namazı vakti...

İkindi Namazı;
''Sorgu meleklerinin sıkıntısının ilacıdır''
 

Vakit ikindi.
Gün ihtiyarladı.Güneş solgun rengini bırakıyor güller üstüne.
Zaman ırmağı ikindinin çağlayanından dökülüyor şimdi.
Ayrılığı söylüyor hece hece.Hüzün renkli bulutlar sardı göğü.
Güneşin saltanatı bitmek üzere. Zevale doğru akıyor ışıklar.
Hatırla ki, sen de bir ömrün ikindisine yürüyorsun.Tenin soluyor. Gözlerinin feri çekiliyor.Yüzünü bu dünyadan çevirmeye hazırlıyorsun. Bundan sonra vaadi yok sana zamanın.Yokuş aşağı akıyor kalbin.

Vakit ikindi.
Kalbini kanatıyor kuru gül yaprakları.
Tutunacak dal arıyor gibisin zamana karşı.
Zamanın hükmü ağırlaşıyor üzerinde.Gün daha kısa geliyor artık.
''Yemin olsun ki ikindi vaktine.Hüsrandadır insan.''
Şimdi anlıyorsun.Çünkü, yokuş aşağı akıyorsun.
Dalından kopuyorsun.Hoyrat bir rüzgâr artık zaman.
Geriye kalan ancak iman.
Secdeye koy alnını. Eğil Zamanın Sahibinin önünde.
O'na konuş, dualarını fısılda. Sonsuzluğa tutun hece hece.
Şimdi ikindi namazı vakti...

Akşam Namazı;
''Amel defterinin dağıtıldığı andaki sıkıntının ilacıdır''
 

Vakit akşam.
Gün ölmek üzere.Güneş ışıklarını topluyor eşyanın üzerinden.
Kızılca kıyameti kopuyor dünyanın.Kara kefenini giyiniyor gün.
Gülün rengi soluyor, eşyanın cezbesi yitiveriyor.
Hatırla ki, senin de akşamın olacak bir gün.Ömrünün ışıkları solacak. Hayatının perdesi çekilecek.Senin de kıyametin kopacak.

Şimdi akşam.
Ölmeden önce bil öleceğini ki, yaşatıldığını farkedesin.
Herkesin senden uzaklaşacağı ölüm anını hatırla ki, sen de şimdi herkesten ve her şeyden uzaklaşıp Rabbine yanaşasın.
Seni sen yokken de bilen Rabbin, sen öldükten sonra da bilecek elbet.. Herkesin unuttuğu yerde seni bir O hatırlayacak.
Hatırını yalnız O bilecek. Sen de O’nu an şimdi.
Şimdi akşam namazı vakti…

Yatsı Namazı;
''Sırat Köprüsü’ndeki sıkıntının ilacıdır''
 

Vakit Yatsı.
Gün çoktan öldü.Güneş ışıklarını topladı.Gece hükmediyor aleme. Güneşin saltanatı bitti.Işıklar tükendi ufuklarda.
Renkler ellerini çekti eşyadan.
Gül soldu, gün soldu.Göğe yöneldi gözler.
Hatırla ki,Sen de unutuşun kara gecesine yuvarlanacaksın.
Bir adın kalacak geriye.Bir mezar taşın hatırlayacak belki Seni.
Belki o da unutacak.

Şimdi Gece.
Sabaha çok var.Işık uzaklarda.
Yokluğun gecesinde,adın bile unutulmuşken,kimden meded umarsın sor kendine?
Kim Sana hayat vermişse,kurumuş kemikleri toplayıp dirilten de O elbette.
Söyle kendine.
Söyle kendine ki, çoklarının Seni unuttuğu bu gece,Sen de herkesin unut,O'nu hatırla.
Söyle kendine ki,çoklarının ışıklara kanıp sahte renklerin kuyularına daldığı bu gece,Rabbini an,Rabbine kan,Rabbine uyan.

Şimdi yatsı zamanı vakti...
  
   
 
 
 

DUA


http://img443.imageshack.us/img443/7498/eyrabbmvl4.gif

HEPİMİZ KARDEŞİZ

BİZİM  TOPRAGİMİZ GÜL TOPRAĞİ ,NE BİR ÇİÇEK SOLDURUR, NEDE SEVDASINA TOZ KONDURUR.
DOSTLUKLARIMIZ YOLLARA BENZER, YOLCU BITER AMA YOLCULUK ASLA BITMEZ
Image and video hosting by TinyPic
(@)HEPİMİZ KARDEŞİZ (@)

YA RABBİ

Yarabbi! Beni sensizlik azabında bırakma

ŞEYTAN İŞBAŞINDA


Ynt: Şeytan İşbaşında...İsrail katletmeye devam ediyor... ALLAH'IM SENİN KAHHAR,CEBBAR,MÜNTEKİM  İSMİ ŞERiFLERİNE SIĞINIYORUZ.SENİN GÜCÜN HERŞEYE YETER.........
«
Bu mesajı alıntı ile cevaplaAlıntı

DUA;DUA;DUA

« : 03 Ocak 2008, 22:26:05 »
Bu mesajı alıntı ile cevaplaAlıntı

Ey kalbim,ey yüreğim,vucudumdaki her zerrem!
Sizinle bir bütünüz.Ve açız,çok çok açız!Ve biz gerçek muhtacız!Bana eşlik ediniz.Birlikte avuç açalım.
Her zerreyi içine alan kürrenin,her kürreyi barındıran alemin ve alemin eşliğinde tüm alemlerin yegane ve mutlak sahibi;
Ey yüceler Yücesi,güzellerin en Güzeli,merhametlilerin en Merhametlisi ALLAHım!
Sana sığınmaktan başka çaremiz yok.
Toprak sususuz,beden can’sız,can Canansız,bu garip hiç sensiz olur mu?
Bendeki,evrendeki her güzelliğe imzasını atan yüreğimin asıl Sahibi!
Olmazsa olmazım Ey güzel,Ey en Güzel!
Hangi kelimeler yanyana gelirse gelsin,ne sana olan ihtiyacımı anlatmaya ,ne de Senin sonsuz rahmet ve güzelliğini ifade etmeye muktedir değildir!
Bu yürek derin çatlaklara sahip çorak topraktan beter!Sonsuz rahmetinden bir damlaya,bir damlaya,bir damlaya hasret!
Ruhum Sana aç,Sana muhtaç Sultanım!
Gülyüzlümün en çok sevdiği dua ile sana dua ediyorum:
‘ALLAHım!Şüphesiz ki Sen Affedicisin, bağışlayansın!Affetmeyi seversin!
Beni de affet!
Amin.
 

Windows Media Player

HOŞ GELDİNİZ , ALLAH İÇİN SEVİNİZ,SEVMEZSENİZDE ALLAH İÇİN SEVMEYİNİZ.
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
ahmed akwrote:
Avrupa ve Amerika İslâmiyetle hamiledir
basmala_100.jpg Bismillah image by axiemeluv

Evet, meşhurdur ki: "En kat'î fazilet odur ki, düşmanları dahi o faziletin tasdikine şehadet etsin." İşte yüzer misallerinden iki misal:

Birincisi: On dokuzuncu asrın ve Amerika kıt'asının en meşhur filozofu Mister Carlyle, en yüksek sadasıyla, çekinmeyerek, filozoflara ve Hıristiyan âlimlerine neşriyatıyla bağırarak böyle diyor, eserlerinde şöyle yazmış:

"İslâmiyet gayet parlak bir ateş gibi doğdu. Sair dinleri kuru ağacın dalları gibi yuttu. Hem bu yutmak İslâmiyetin hakkı imiş. Çünkü sair dinler - fakat Kur'ân'ın tasdikine mazhar olmayan kısmı - hiç hükmündedir."

Hem Mister Carlyle yine diyor:

"En evvel kulak verilecek sözlerin en lâyıkı Muhammed'in (Aleyhissalâtü Vesselâm) sözüdür. Çünkü, hakikî söz, onun sözleridir."

Hem yine diyor ki:

"Eğer hakikat-i İslâmiyette şüphe etsen, bedihiyat ve zaruriyat-ı kat'iyede iştibah edersin. Çünkü, en bedihî ve zarurî bir hakikat ise İslâmiyettir."

İşte bu meşhur filozof, İslâmiyet hakkında bu şehadetini, eserinde müteferrik yerde yazmış.

İkinci misal: Avrupa'nın asr-ı âhirde en meşhur bir filozofu Prens Bismark diyor ki:

"Ben bütün kütüb-ü semaviyeyi tetkik ettim. Tahrif olmalarına binaen, beşerin saadeti için aradığım hakikî hikmeti bulamadım. Fakat Muhammed'in (aleyhissalâtü vesselâm) Kur'ân'ını umum kütüplerin fevkinde gördüm. Her kelimesinde bir hikmet buldum. Bunun gibi beşerin saadetine hizmet edecek bir eser yoktur. Böyle bir eser, beşerin sözü olamaz. Bunu Muhammed'in (aleyhissalâtü vesselâm) sözüdür diyenler, ilmin zaruriyatını inkâr etmiş olurlar. Yani, Kur'ân Allah kelâmı olduğu bedihidir."

İşte Amerika ve Avrupa'nın zekâ tarlaları Mister Carlyle ve Bismarck gibi böyle dâhi muhakkikleri mahsulât vermesine istinaden, ben de bütün kanaatimle derim ki:

Avrupa ve Amerika İslâmiyetle hamiledir; günün birinde bir İslâmî devlet doğuracak. Nasıl ki Osmanlılar Avrupa ile hamile olup bir Avrupa devleti doğurdu.

Ey Cami-i Emevîdeki kardeşlerim ve yarım asır sonraki âlem-i İslâm camiindeki ihvanlarım! Acaba baştan buraya kadar olan mukaddemeler netice vermiyor mu ki, istikbalin kıt'alarında hakikî ve mânevî hâkim olacak ve beşeri dünyevî ve uhrevî saadete sevk edecek yalnız İslâmiyettir ve İslâmiyete inkılâp etmiş ve hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak İsevîlerin hakikî dinidir ki Kur'ân'a tâbi olur, ittifak eder.

SELAM VE DUA İLE KARDEŞİM

July 1
ÇAĞRIwrote:
http://jubabaghdadiraq.spaces.live.com
 
closed microsoft
 
 
 
 
 
 
 
 
 
June 5
ÇAĞRIwrote:

DAVETLİSİNİZ

 

Filistin için İstanbul’da dev zirve

Son yılların en kapsamlı Filistin konferansı İstanbul’da yapılacak. İslam ülkelerinden çok sayıda katılımın olacağı konferansın açılışı Mescid-i Aksa’dan canlı olarak okutulacak olan Kur’an-ı Kerim ile başlayacak.

 

İstanbul’da Filistin konusunda son yılların en kapsamlı konferansı yapılacak. 22 Mayıs’ta Beylikdüzü Kaya Ramada Otel’de düzenlenecek olan Uluslar arası Filistin Sivil Dayanışma Konferansı geniş katılımla gerçekleştirilecek.

Sudan eski Cumhurbaşkanı Müşir Suvar Ez-Zehep, ünlü İslam Alimi Yusuf Kardavi, Hamas Lübnan Temsilcisi ve Sözcüsü Usame Hamdan, Gazze’de boykotun kaldırılması çalışmalarını organize eden ve boykotu delen gemileri yönlendiren Cemal Hüdari, Sudan’dan İsam El Beşir, 48 Öncesi Toprakları Hareketi Başkanı Raid Salah, Dr. Saadettin Osmani, Tom Nelson, Dr. Enver İbrahim, Abdülaziz Es Seyyid, TBMM milletvekilleri, İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım ve daha çok bir isim konferansa konuşmacı olarak katılıyor.

MESCİD-İ AKSA’DAN KUR’AN-I KERİM’LE BAŞLAYACAK

“Filistin’in daimi kurtuluşuna doğru” sloganıyla düzenlenecek olan konferansın açılışı Mescid-i Aksa’dan canlı olarak okutulacak olan Kur’an-ı Kerim ile başlayacak.

Konferansta Filistin’in kurtuluşu her açıdan ele alınacak. Aktivistler, düşünürler, hukukçular, gözlemciler, insan hakları savunucuları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, sosyologlar ve tarihçiler, Filistin davasının geleceğini, İsrail terörünü ve bu teröre maruz kalan Filistin halkının yaşadıklarını anlatacaklar.

Filistin’in kurtuluşu için İslam dünyasına düşen görevler masaya yatırılacak.

KONFERANSI KİMLER DÜZENLİYOR?

İHH İnsani Yardım Vakfı, Dünya Müslüman Alimler Birliği, İslam Ulusal Konferansı, Gazze Ambargosunun Kaldırılması ve Filistin’in Kurtuluşu Uluslar arası Komitesi, Saldırıya Karşı Küresel Kampanya, Ulusal Arap Konferansı Örgütü, Dünya Müslüman Parlamenterler Forumu, Uluslar arası Kudüs Müessesesi, Filistin İçin İşbirliği Cemiyeti, Arap Doktorlar Birliği ve El Muctema Dergisi (Kuveyt) konferansı düzenleyen komitenin içinde yer alıyorlar.

Konferans bir çok Arap ülkesinde canlı olarak yayınlanacak. Konferansa Türkiye’den de büyük bir ilginin olması bekleniyor.

22 Mayıs Cuma günü saat 09:30’da Beylikdüzü Kaya Ramada Otel’de başlayacak olan konferans Cumartesi günü 23:00’da sona erecek.
http://www.ihh.org.tr


May 19
ÇAĞRIwrote:
    
 
Neden Mescid-i Aksa Sempozyumu?
Why Masjid Al-Aqsa Symposium?

  

Apr. 17
ÇAĞRIwrote:
2 (2)
Apr. 6
edep edepwrote:

Allahim!
Bizi gümahtan alikoyacak kadar hasyetinden bize hisse ver.
Bize cennetine ulastiracak kadar taat nasib et.
Dünya musibetlerini kolay gösterecek kadar kuvvetli iman ver.
Bizi hayatta biraktigin müddet göz ve kulak nigmetinden mahrum etme.
Onlari ölümümüze kadar devam ettir.
Allahim!
Bize zulüm edenlerden sen intikamimizi al!
Bize düsmanlik edenlere karsi bize sen yardim et.
Bizi dinle musibete ugratma!
Dünyayi en büyük düsüncemiz ve ilmimizin sonu kilma!
Allahim!
Bize acimayanlari bize musallat etme

Amin

                   

 

             Cumamız mubarek olsun Allaha emanet olun selam ve dua ileKırmızı gül

Apr. 3
ÇAĞRIwrote:
ŞEHİDLERİMİZE BİR FATİHA HEDİYE EDELİM

Çanakkale Boğazı’nı savaş gemileriyle zorlayarak aşma, böylece İstanbul’a kavuşma isteği Avrupa büyük devletlerinin öteden beri özlemidir.

1914 yılında I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla İtilaf devletleri bu isteklerini gerçekleştirme fırsatının doğduğuna inandılar. Bu inançla İngiltere ve Fransa işbirliği yaparak 3 Kasım 1914 günü alacakaranlıkta Bozcaada’dan Boğaz’ın ağzına doğru yaklaştılar. Buradan istihkamlarımıza doğru ateş açtılar, İngilizler Seddülbahir ve Ertuğrul tabyalarını, Fransızlar da Anadolu yakasında Kumkale ve Orhaniye tabyalarını havan topu ile dövdüler. Cephaneliğimize isabet eden top mermisiyle on bir ton barut havaya uçtu, subay ve erlerimiz şehit düştü, İngiliz Donanma Komutanı Amiral Carden Çanakkale önlerinde gösteriler yaptı, düşman denizaltıları boğazı geçmeye kalktılar.

Çanakkale savaşlarında 250 binin üzerinde askerimiz şehit düştü. Düşman kayıpları ise bu rakamın üstündedir.



18 Mart 1915 Çanakkale Savaşı’nın dakika dakika gelişmesi şöyle:

08.15: Sancak gemisi Queen Elizabeth dretnotunun direğine Mondros Limanı’nda ‘ileriye hareket’ flaması çekildi.
10.00: Müttefik donanması Boğaz girişine yaklaşmaya başladı.
10.25: Türk tarafından havalanan Alman tayyaresi Boğaz’a yaklaşmakta olan düşman hattını bildirdi.
10.30: 1. İngiliz Filosu Agamemnon kılavuzluğunda Boğaz’dan içeriye girdi. Gemiler savaş konumuna geçti. Filonun önündeki muhripler muharebe alanını taramakta ve savaş gemilerine yol açmaktaydılar. Triumph ve Prince George savaş gemileri sancak ve iskele yönlerinde kıyılara yaklaştılar.
11.00: Kumkale gerisinden açılan obüs ateşimiz savaş gemilerini etkisi altına aldı.
11.39: 1. Filo’daki İngiliz gemileri, ağır topları ile 14.000 yardadan merkez tabyalarımıza cehennemi bir ateşe başladılar. Queen Elizabeth Anadolu Hamidiye Tabyası’nı, Agamemnon Rumeli Mecidiye Tabyası’nı, Lord Nelson Namazgâh Tabyası’nı, Inflexible Rumeli Hamidiye Tabyası’nı yok etmek için ateş ve ölüm kusuyordu.
11.45: Queen Elizabeth’in Çanakkale içine düşen bir mermisi şehirde yangına neden oldu.
11.55: Agamemnon ile Lord Nelson, Rumeli Mecidiye Tabyasını bombardıman altına aldı.
11.59: Weymouth Kruvazörü, Yenişehir mevkiini toplarıyla dövmeye başladı.
12.00: Müstahkem mevkiinde muhabere santralımız isabet aldı, karargâhla savunma hatlarımızın irtibatı kesildi. Triumph, Çanakkale’yi döverken, Çimenlik Tabya’sında büyük bir patlamayla cephanelik havaya uçtu.
12.01: Rumeli Tabyası’nın iki topu muhabere dışı kaldı.
12.06: Amiral de Robeck 3. Filo’ya taarruz emrini verdi.
12.20: 3. Filo’yu oluşturan Fransız gemileri 1. Filo’nun önüne geçti.
12.23: Inflexible gemisine refakat eden istimbot battı. Inflexible ağır yara aldı.
12.25: Anadolu Hamidiye Tabyası’na düşen bir mermi kışlayı yaktı.
12.27: Prince George, Mesudiye Tabyası’nı ateş altına aldı.
12.45: Agamemnon 25 dakika içerisinde 12 isabet aldı.
13.00: Bombardımanın şiddeti gittikçe artmaktadır.
13.15: İngiliz muharebe kruvazörü Inflexible vuruldu. Irresistible, Cornwallis, Vengeance, Kumkale arkasından çıkıp borda düzeninde Boğaz’a girdiler.
13.20: Anadolu Hamidiye Tabyası karantina hizasında Çanakkale’ye yaklaşmak isteyen Bouvet’ı ateş altına aldı. Taarruz emrini alan Fransız Amiral Guepratta, İngiliz hattının önüne geçti.
13.47: Inflexible su kesiminin altından ağır bir yara alarak çekildi.
13.50: Agamemnon zırhlısı aldığı 7 isabet sonucu Inflexible ile aynı kaderi paylaştı. Gemilerden yapılan top ateşi kesildi.
14.00: Bataryalarımızın atışları ağırlaştı.
14.30: Düşmanın altı balıkçı gemisi mayın aramak için savaş alanına geldi.
14.50: Bouvet vuruldu ve 639 kişilik mürettebatıyla alabora oldu.
15.00: Yarım saat süren duraksamadan sonra ateş yeniden şiddetlendi
15.15: Namazgâh Tabyası’na düşen bir mermi kışlanın çatısını uçurdu.
15.20: Anadolu Hamidiye Tabyası ateşini yeniden Irresistible’a yöneltti.
16.20: Irresistible bir mayına çarparak, iskele yönüne yattı ve dumanlar içinde kaldı. Wear gemisi ile bir istimbot Irresistible’ın yardımına gitti.
16.30: Irresistible’nin kurtulma şansının olmadığı görülerek 610 personeli tahliye edildi.
16.35: Amiral De Robeck 2. Filo’ya çekilme ve Ocean’ın Irresistible’i yedeğe alarak kurtarma emri verdi.
17.15: Ocean Irresistible’a yaklaştı, ancak yedeğe alma şansı olmadığına karar verildi.
17.50: Irresistible, Rumeli Mecidiye Tabyası’na 14.000 yarda mesafede kaderine terk edildi.
18.00: Amiral De Robeck Irresistible’ın kaderine terk edilmesi üzerine daha fazla kayıp vermemek için genel çekilme emri verdi.
18.05: Ocean, Çanakkale ve Soğanlıdere bataryalarının yoğun ateşleri altında geri çekilirken mayına çarptı ve 15 derece eğildi.
18.10: Gemi komutanı Hayes Sadlerı yakında bulunan Coln, Jed, Chelmer muhriplerine yardım çağrısı gönderdi. Gemi personeli tahliye edildikten sonra Ocean da kaderine terk edildi.
19.30: Ocean akıntının etkisiyle Morto koyuna doğru sürüklendi.
22.30: Ocean ve Irresistible battı.

Mar. 18
Kim aşık olur da iffetini muhafaza eder, halini gizler ve bu yüzden ölürse şehit olarak vefat eder" diyen bir hadis-i şerif rivayet ediliyor...
Mar. 12
ahmed akwrote:

~~Sihirli kapı ~~ 

Kapıların Açılması, açılacak başka kapı kalmadı anlamına gelmez, aksine yeni açılımlara gebe bırakır… Tek yön, tek yol değil gidilen yol, devamlı ikilem, devamlı değişim, devamlı tercih, devamlı gelgitler; bu yoksa zaten, yerinde duruyordur yolcu…

Ne keyfin kararı var, ne zevkin; her şey zaman rüzgârında savruluyor, kararsızlık kararıyla kapılar açılıyor veya yüzüne kapanıyor, kapanan kapı, yönün bu taraf olmadığını açıklıyor…

Her şey bir sözle, bir kapı ile çözülmüyor, belki o anı, o günü güldürüyor, ya yarın? Yarın ayrı bir dünya, ayrı bir âlem; açılmayı, anlaşılmayı bekleyen başka berzah, başka dar geçit…

Gün ne kadar aydınlık olsa da, her akşamda karanlığa boğuluyor, yeni doğum için sancılı karanlık süreçten geçiyor… Bir kapıdan bir defa geçilir, aynı kapıdan geçiliyorsa yeni yerler keşfedilmiyor, yeni güzellikler devşirilmiyordur…

Dün geçmiştir; bugün yeni sözler, yeni renkler, yeni hikmetler yakalanmamışsa yarınlar daha yıkık geçecektir… Başkasının yaptığının aynısını yapmak veya dünkü yaptığını tekrarlamak, aynı neticeyi, aynı coşkuyu vermeyecektir… Her gün coşkulu, her gün heyecanlı, her gün enerji dolu olacak kadar güçlü varlık değiliz ve böyle olmanın sihirli bir değneği de yok; bu gün bir şeyden mutlu olabilirken yarın aynı şey mutlu etmiyor, aynı şekilde keder de…

Bir damlada boğulmak da mümkün, bir nefeste âlemi yutmak da… Böylesi karmaşık bir varlık, bir kapının açılmasını kanaat etmeyecek kadar bilgeliğe ve mutluluğa aç ve muhtaç… Muhtaç olduğu kudreti damarlarındaki kan da yetmiyor, kâinatın içinde kaybolduğu kalbi taşıyor insan; kalp ise, her esen rüzgârda ayrı yöne savruluyor, yönler ve yollarda bitap düşüyor…

Gerçekliğin tek kapısı yok kısacası, biri açılmışsa yenisine hazır olmak gerek, her kese de özeldir kapılar, anahtarı sizdedir; sizi siz açabilirsiniz, başkası sadece yardımcı olur…

Gerçeklik, hayallerin çok ötesinde veya ayaklarınızın dizi dibinde; yıldızlara bakarken ayakların bastığı yeri de bilmek gerek mutluluk bilgeliğine veya bilgeliğin mutluluğunun tutunabilmek için…

Bu satırları okuduğunuzda yeniden okumak istemeyeceksiniz, çünkü şuur düne döndü; yeni keşiflerle ileri gitmek için, yeni kapılara dayanmak isteyeceksiniz… Bu kapıların sonu gelmez, sonu sonsuzluk olan bir varlık insan; bir günlük, bir anlık keyfe ve kedere kapılacak kadar kararlı değil, ne yapsın, zaman nehrine düşmüş bir kere, elden ne gelir, aşamadığı ve açamadığı bir kapı karşısına gelince “kader” deyip geçiyor, çaresizliğine çare arıyor…

Her şey bir kapıdan ibaret değil ve bir kapı her şeyi çözecek kadar geniş değil; sıra sıra dizilmiş, zincir zincir uzanmışlar ömür dizelerinde, ne diyeyim, sihirli bir söz yok ki her şeyi çözecek, o sözü siz bulacak ve kendinize okuyacaksınız.

Hüseyin Eren

selam ve dua ile abim

Mar. 10
ahmed akwrote:

 

 

AĞLAMAK....göz pınarlarının dolup boşalması ve insanların duygularını ifade etme yeteneği....
AĞLAMAK....bir nevi özlem duymak geçmişe güzelliğe ve de geçmişle hasret gidermek
AĞLAMAK....içe atılan bastırılmış duyguların dışta inceleyen sessiz çığlıkları
AĞLAMAK....kalpleri temizleyen o ışıl ışıl ırmağın gözlerindeki yansıması
AĞLAMAK....duygularımızı ifade edemediğimiz ,onları ifade etmenin en geçerli yöntemi belki de
AĞLAMAK....muhabbetlerin özlemlerin gerçeklerin ve güzelliklerin reçetesi...
AĞLAMAK....gözlerin dolup dolup boşalması ve hiç kimsenin yaşamadığını hissettiğimiz anlar
AĞLAMAK....hayatın en hakiki gerçeği

 

"yaradan rahmetini kahrından üstün saydı ;ne olurdu halimiz göz yaşı olmasaydı"
açılırken avuçların sesizliğe ellerinin içindeyim
ağlamak geliyorsa ağla göz yaşının içindeyim

selam ve dua ile kardeşim

Mar. 4
ahmed akwrote:

~~Bir Düşünüş Kırıntısı  ~~

Yaşanılan her şey, durgun bir suya akseden görüntüler gibi. Nasıl engin sular bile hafif bir esintiye yenik düşüp dalgalanırsa; hissiyât da derinleştikçe, yaşanılanların gidişâtındaki en ufak bir seyirme öyle allak bullak eder gönülleri...

Olanları kavramaya çalışan zihinler, hemen sarılırlar sebepler zincirine. "Nedir bu hal? Bu da neyin nesi? Nerden nereye bu gidiş!" Zihinler ardı arkası kesilmeyen soruların esaretinde…

Ne kadar zor, bir şeylerin adını koymak, ne kadar da anlamsız yaşanılan her şeyde bir ismin gölgesi altına sığınmaya çalışmak. Yoksa bizim kavrayamadıklarımızdan oluşan bu anlamsızlıklar içinde boğuluşumuz; bir beşer idrâkinden yansıyan sebepsiz anlayamama acziyetinin verdiği bir kargaşa mı?

İllâ görmek, kavramak, ve "bu, budur demek" mi lazım!

Oysa her bakış, bir görüşün mü alâmetidir? Her duyuş, bir anlayışın, bir kavrayışın mı eseridir?

Öyle olsa güç yetirebilir miydik yere, göğe ve her ikisi arasındakilere pervasızca savurduğumuz bakışlara? Bir bakışın idrakiyle titrerken, bir ikincisine cesaret edebilir miydik?

Zerreden kürreye her birinde Cenâb-ı Hakk'ın ilâhî ihtişamını seyretmek, benliklerimizde keyifli bir kahkaha mı; yoksa gafilliğin ve nankörlüğün idrâkiyle, Rabbimizin mülkünde başıboş gezişimizin verdiği mahcûbiyetle bir iç muhasebesi hâline bürünmek mi olurdu?

Oysa ne de çabuk unutuyoruz:

"İnsan başıboş bırakılacağını mı zannediyor?!" (Kıyamet, 36) hitâbına muhatap olduğumuzu...

Eğer gerçekten her duyuş, bir anlayış kabîlinde olsaydı; inleyen, zikreden ve yalvaran mahlûkâtın, hisli gönüllerinden yükselen bir nidâya dahî muvaffak olmak, hissedişle sığ olan bu gönüllerimizi kendinden geçirip engin deryalara açılan birer pencere hâline getirmez miydi?

Yaşam bizim için "Böyle gelmiş, böyle gider..."lerden daha öteye geçip, gerçek bir kulluğu yaşama idrakine dönüşmez miydi?

Yaşadığımızı, tattığımızı sandığımız "sevgi", dillerde dolaşan bir lakırtı olmaktan kurtulup kalpleri yakan bir uyanış hâline gelmez miydi?

Îmânımızın şahlanışını ruhumuzda seyretmez miydik? Hem bu şahlanış, "Ben!.." diyen nefsimize, "Bana!.." diyen menfaatçilere, peşimiz sıra kuyumuzu kazan, karanlıkları yaldızlı boyalarla sıvamaya çalışan iblise ve O'ndan, O'nu anmaktan, O'nu sevmekten, O'na kul olmaktan bizi alıkoyacağını bildiğimiz, bilmediğimiz varolabilecek her şeye bir başkaldırı olmaz mıydı.

Peki nedir hâlâ sebât edişimizin sebebi?

Bu anlamsız ve yersiz sükût da neyin nesi?

Daha bürünmedi mi gözlerimiz aşka!

Biz hâlâ o pembe masalların diyarlarında mı kaldık? Yoksa hayalle gerçeği birbirinden ayıramayacak kadar çıkmaz hülyalara mı daldık? Ya da biz "Ben, insanları ve cinleri yalnız Bana kulluk etsinler diye yarattım!.." (Zâriyat, 56) buyruğuna muhatap olan insan ve cin toplulukları içerisinde başka bir boyutta mı yaratıldık?

   Düşünceler!

Baktığımız her şeyde yeni bir düşünüş...
İbret mi alıyoruz, hikmetleri mi anlamaya çalışıyoruz? Yoksa bütün bunları tefekkürün inceliklerine dalış zannedip de yalnızca kendimizi mi oyalıyoruz?

Cenâb-ı Hak; "Biz dünya hayatını oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık" derken, peki bizim bu anlayışımız, daha nereye kadar?

Saniyeler dakikaları, dakikalar ânları, anlar yaşanılanları kovalayıp durdu. Toprak bile bağrında sakladığı tohumdan bir ağaç büyüttü.

Örümcek bozulmasına inat, her gün yeniden ördü ağlarını...

Kuşlar bıkıp usanmadı kırık dökük yuvalarını yeniden inşa etmekten.

Bir bebek bile "düşe kalka" derken yürümeyi, "birkaç kelime" derken konuşmayı öğrendi.

Bizler de biz olalı neler yaptık?..

Neler yapıyoruz?!.

 
 
Amine Birbilen

SELAM VE DUA İLE KARDEŞİM HAYIRLI CUMALAR

Jan. 22
ahmed akwrote:

DUA

Allah'ım! Sen benim Rabbimsin, ben ise Senin bir kulunum. • Sen herşeyi yaratan Hâlık'sın, ben ise Senin bir mahlûkunum.
Sen rızık veren Rezzâk'sın, ben ise Senin rızkınla beslenen bir merzûkunum. • Sen mülk sahibi Mâlik'sin, ben ise Senin kölen olan memlüküm.
Sen gerçek izzet sahibi olan Azîz'sin, ben ise âciz ve zelilim. • Sen hazîneleri bitmeyen zenginlik sahibi Ganî'sin, ben ise Senin ihsanına muhtaç fakr-ı mutlak içinde bir fakirim.
Sen gerçek hayat sahibi Hayy'sın; ben ise, Senin hayat verişin olmasa, bir ölüyüm. • Sen varlığı ebedî olan Bâkî'sin, ben ise gelip geçici bir fânîyim.
Sen sonsuz izzet ve şeref sahibi Kerîm'sin, ben ise zillet ve kötülükler içinde bocalayan bir leîmim. • Sen sonsuz ihsan sahibi Muhsin'sin, ben ise günah ve kötülük işleyen bir âsiyim.
Sen günahları bol bol bağışlayan Gafûr'sun, ben ise bir günahkârım. • Sen sonsuz azamet ve büyüklük sahibi Azîm'sin, ben ise küçük ve değersiz bir hakîrim.
Sen gerçek kudret ve kuvvet sahibi Kavî'sin, ben ise sınırsız acz içinde bir zaifim. • Sen bağış ve ihsanı veren Mu'tîsin, ben ise lûtuf ve ikramına muhtaç bir dilenciyim.
Sen her türlü zarar ve korkudan uzak Emîn'sin, ben ise maddî ve mânevî korkular içinde biriyim. • Sen cömertlik sahibi Cevâd'sın, ben ise Senin cömertliğine muhtaç bir miskinim.
Sen kullarının duâlarına cevap veren Mucîb'sin, ben ise ise Sana yalvaran duâcıyım. • Sen şifâ veren Şâfî'sin, ben ise türlü türlü dertlere mübtelâ bir hastayım.
Öyleyse ise Sen benim günahlarımı affet, hatâlarımı bağışla, hastalıklarıma şifâ ver, ey bütün kemâl sıfatlarla muttasıf olan Allah, ey her şeye bedel, her şeye yeten Kâfi, ey mahlûkatını besleyip büyüten ve mânilerini def' eden Rab, ey va'dini mutlaka yerine getiren Vâfi, ey kullarına pek şefkatli olan Rahîm, ey maddî ve mânevî hastalıklara şifa veren Şâfî, ey ikram ve ihsânı bol olan Kerîm, ey belâ ve musîbetleri def' edip âfiyet veren Muâfi! Benim bütün günahlarımı bağışla, her türlü hastalığa karşı bana âfiyet ver, beni ebediyen rızâna mazhar eyle. Bunu rahmetinle ihsân eyle ey Erhame'r-Râhimîn.
Onların duâları, "âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun" sözleriyle sona erer. (Yûnus Sûresi: 10.)
Âmin!

hayırlı günler baki selamlar hafiz olana emanet olun dua ile

 

Jan. 20
ahmed akwrote:

 

Musibetlerin günahlara keffaret olduğu söyleniyor. Peki musibetlerde mahsum ve günahsız insanlar da zarar görebiliyor. Bunu nasıl açıklarsınız ?



Bela ve musibetlerin mü’minler için bu dünyada yaptığı hataların karşılığıdır. Ancak bu musibetlerde günahsız ve masum insanlar da zarar görmekte, canları ve malları heder olabilmektedir. Bu noktada akla gelen sorulardan ilki “bu musibetlerden sadece günahkarlar nasiplerini alsalar, masumlar almasalar olmaz mı ?” sorusudur.

Bu durumu Rabbimiz Kur'anda şöyle beyan ediyor: “Bir bela, bir musibetten çekininiz ki, geldiği vakit yalnız zalimlere mahsus kalmayıp masumları da yakar.” (Enfal Sûresi, 25) Burada hemen aklımıza şu soru geliyor: “neden musibetlerin sadece zalimlere gelmeyip masumları da içine adlığı konusudur”. Yani musibet gelince kurunun yanında yaş da yanmakta, masum insanlarda canlarını ve mallarını kaybedebilmektedirler.

Bunun cevabı, bu dünyanın tecrübe ve imtihan yeri olması sırrında yatmaktadır. Yani eğer musibet geldiği vakit sadece zalimler ve günahkarlara isabet etse, masumlar ve günahsızlar bu musibetlerden korunsalar o zaman imtihan sırrına zıt bir durum ortaya çıkardı.

…bir deprem oluyor, yıkılan binaların altından sadece günahkarlar ölü çıkıyor, diğerlerine bir şey olmuyor, diğer taraftan bir sel felaketi geliyor zalimler boğuluyor masumlar gaybi bir el ile kurtarılıyor. Bunu duyan günahkar insanlar artık tövbe etmeye başlıyor, çünkü tövbe etmezse ibadetlerini yapmazsa bu dünyada hemen musibete maruz kalacağı düşüncesine kapılıyor….


İmtihan gereği olarak bir musibet geldiği zaman hem iyileri hem de kötüleri beraberce içine alıyor. Böylece imtihan sırrı kaybolmuyor. Eğer musibetlerde ve zulümlerde iyiler kurtulup sadece kötüler zarar görseydi, imtihan sırrı kaybolurdu. Kötüler de iyi olmak zorunda kalırlardı. Böylece Ebubekir (ra.) ruhlu insanlar ile Ebucehil ruhlu insanlar aynı seviyede kalırdı. Bu açıdan bazen hiç suçu olmayan günahsız kimseler de felaketlere maruz kalabilmektedirler. Fakat masumların bu musibetlerden dolayı büyük mükafatlar görürler. Musibetler onların günahlarına kefaret olur, derecelerini artırır. Eğer musibete maruz kalanlar, henüz teklif çağına gelmemiş çocuklar gibi masumlar ise onların bu dünyadan daha rahat ve huzurlu olan elemsiz ahiret alemlerine gitmelerine ve orada ebedi saadetlere nail olacakları Rahmet-i İlahiyenin şe'nidir.

Sorularla İslamiyet
hayırlı cumalar selam ve dua ile kardeşim

Jan. 9
ahmed akwrote:
Ey Rabbimiz! Nesillerimize inayet eyle, onların imdadına koşmayı bize nasip eyle. Kalbi, gönlü kırıkların, ihtiyaç sahiplerinin imdadına koşmayı bizlere nasip eyle. Bizleri birbirimize sevdir ve insanca yaşamayı nasip eyle. Kalplerimizi, ayaklarımızı kaydırma.

Ey Rabbimiz! Senden ah-u efgan edip sana dua dua yalvaran, Sana karşı saygı ile dopdolu olan ve Senin yoluna yönelen kalpler istiyoruz. Nefislerimize takva bahşeyle ve onları temizle.

Ey Rabbimiz! Hatalarımızı kar ve dolu suyu ile yıka. Kalblerimizi günahlardan beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi temizle ve bizimle günahlarımızın arasını doğu ile batının arasını ayırdığın gibi ayır.

Ey Rabbimiz! Senden dünya ve ahirette afiyet ve bizden şerri uzaklaştırmanı dileriz. Alem-i İslamı ve bütün insanlığı arzi ve semavi afetlerden koru.

Ey Rabbimiz! Gücümüzün zayıflığını, çaremizin azlığını ve insanlarca önemsenmeyişimizi sana şikayet ediyoruz. Bizi kendi gözümüzde küçük, fakat insanların gözünde büyük eyle.

Ey Rabbimiz! Senden rahmetini celbedecek şeyleri, gerçekleşmesi muhakkak olan mağfiretini, her türlü günahtan korunmayı, her türlü iyiliği kazanmayı, cennet ve Cemal'inle şereflenmeği ve cehennemden kurtuluşu dileriz.

Ey Rabbimiz! Bilerek veya bilmeyerek işlediğimiz günahlarımızı mağfiret et. Senden işimizde rüşde hidayet etmeni istiyor, nefislerimizin kötülüklerinden sana sığınıyoruz.

Ey Rabbimiz! Bizi yücelt, eksiğimizi- gediğimizi gider, bize rızık ihsan et, bizi salih amellere, güzel ahlaka ilet. Zira bunların salih olanına ancak sen ulaştırır, kötülerinden de ancak sen alıkorsun.

Ey Rabbimiz! Ciddiyetimizi şakamızı, zulmümüzü ve haksızlıklarımızı, hatamızı, kastımızı mağfiret buyur. İtiraf ediyoruz ki bu kusurların hepsi bizde vardır, ihsan ettiğin nimetlerin bereketinden bizi mahrum etme, mahrum ettiklerinle de imtihan etme.

Ey Rabbimiz! Her işimizde esas olması itibariyle dinimizi ıslah et. İçinde geçimimiz olan dünyayı ıslah buyur. Döneceğimiz yer olan ahiretimizi ıslah et. Hayatı her türlü hayırları artırmamıza vesile kıl. Ölümü de her türlü şerlerden kurtulup rahat etmemize vesile yap.

Ey Rabbimiz! Bizi, Seni çok zikreden, Senden çok korkan, Sana çok şükreden, Sana çok itaat eden, Sana karşı içi saygı ve huşu ile dopdolu olan, dua dua yalvaran ve durmadan Sana teveccüh eden insanlar eyle.

Ey Rabbimiz! Sana güzelce ibadet etmeyi istiyor, Senden doğru yolda azim ve sadık diller selim kalpler dileniyoruz. Dillerimizdeki düğümleri çöz, onları güçlendir ve istikamet ver. İçimizdeki kinleri, nefretleri ve hasedleri sök al.

Ey Rabbimiz! Senden hayırlı işler yapmayı, kötülükleri terk etmeyi, fakirleri sevmeyi, bizi bağışlamanı, bize merhamet etmeni ve insanların fitnesini murat buyurduğunda fitnelere düşmeden bizi vefat ettirmeni dileriz.

Ey Rabbimiz! Senden; Senin sevmeni, Senin sevdiklerinin sevgisini ve bizi Senin sevgine ulaştıracak amellerin sevgisini dileriz. Senden tertemiz bir hayat, dosdoğru bir ölüm, rezil etmeyen ve ayıpların sayılıp dökülmediği bir dönüş istiyoruz.

Ey Rabbimiz! Senden hidayet, takva, afiyet ve zenginlik istiyoruz. Bize talihsiz ve nankör olmayan, şirkten arınmış, tertemiz kalpler lutfeyle.

Ey Rabbimiz! Bize korkudan öyle bir pay ayır ki; bu sana karşı işlenecek günahlarla bizim aramızda bir engel olsun. İtaatinden öyle bir nasip ver ki; o bizi cennetine ulaştırsın. Yakininden öyle bir hisse lutfet ki; dünyevi musibetlere tahammül kolaylaşsın.

Ey Rabbimiz! Sağ olduğumuz müddetçe; kulaklarımızdan, gözlerimizden, kuvvetimizden, istifade etmemizi nasip et. Aynı şeyi bizden sonra gelecek olan neslimizede nasip et.

Ey Rabbimiz! Bizi; azgın ve mütecavizlere karşı muzaffer kıl. İntikamımızı bize zulmedenlerden al, merhametsizleri bize musallat etme. Bize dini musibet verme. Dünyayı ne asıl gayemiz kıl ne de ilmimizin son hedefi.

Ey Rabbimiz! Düşmanlarımızın ve bizi düşman görenlerin birliğini boz, onların cemaatılarını paramparça eyle, içlerine ayrılık tohumları saç. Birbirlerine karşı kin ve nefret hislerini kamçıla, kurmuş oldukları oyunları ve komploları başlarına geçir. İslam düşmanlarını, bizi düşman ilan edenleri, Senin düşmanlarını ve Kur’an düşmanlarını, kör, sağır ve dilsiz eyle.

Ey Rabbimiz! Bize hile yapanları ve yapmayı düşünenleri, bize komplo kuranları ve kuracak olanları, düşmanlık yapanları ve yapacak olanları, aldatanları ve aldatarak hile yapacak olanları Sana havale ediyoruz.

Ey Rabbimiz! Bizim ve iman ve Kur’an hizmetindeki kardeşlerimizin; istediğimiz ve istemediğimiz, bildiğimiz ve bilmediğimiz bütün ihtiyaçlarımızı gider ve bütün belaları bizden sav. Dünyanın her yerindeki Senin rızan için hizmet eden kardeşlerimizi bizlerle beraber ihlas-ı etemme muvaffak eyle.

Ey Rabbimiz! Bütün günahlarımızı küçüğünü-büyüğünü, evvelini-ahirini, açığını-gizlisini bağışla. Bize merhamet et, kırığımızı- döküğümüzü sar ve bizi yücelt.

Ey Rabbimiz! Kusularımızı affet, bizi kendine kul kabul et, emanetini kabz-etme anına kadar bizi emanetinde emin kıl. Bizleri cennet ve Cemalinle şerefyad ve serfiraz et.

Ey Rabbimiz! Biz Muhammed ümmetinin dağınıklığını gider, bize birlik ve dirlik ver. Kalplerimizi birbirine ısındır bizleri birbirimize sevdir, bizden bütün şerleri ve zararları uzaklaştır.

Ey Rabbimiz! Bizi idare edenleri hidayet eyle, vatanımız ve insanlarımız için yapmak istedikleri iyi şeylerde yardımcı ol.

Ey Rabbimiz! Ömrümüzün en hayırlı anını son anımız, amelimizin en hayırlısını son amelimiz ve günlerimizin en hayırlısını ise sana kavuştuğumuz gün kıl.

Ey Rabbimiz! Bizi Senin rızana ulaştıracak amellere muvaffak kıl. AMİN bi-hurmeti Seyyid-il mürselin ve bi-hurmeti Ta-Ha ve Yasin ve sallalahu ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve ashabihi ecmain Velhamdulillahi Rabbil alemin .

Ey Rabbimiz! Tembellikten, fakirlikten, zilletten, miskinlikten, borçtan, ihtiyarlayıp elden-ayaktan düşmekten, günahtan, zenginliğin şerrinden, hayatın ve ölümün fitnesinden, kabir azabından, ateşin fitnesinden, sana sığınırız.

Ey Rabbimiz! Gafletten, küfürden, fısktan, muhalefet edip düşmanlık çıkarmaktan, başkaları duysun ve görsün diye bir şey yapmaktan sana sığınırız.

Ey Rabbimiz! Sağırlıktan, dilsizlikten, delilikten, cüzamdan, alaca hastalığından ve her türlü kötü hastalıklardan, nimetinin zevalinden, afiyetinin değişmesinden, azabının ansızın gelip çatmasından sana sığınırız.

Ey Rabbimiz! Fayda vermeyen ilimden, ürpermeyen kalpten, doymayan nefisten ve icabet edilmeyen duadan sana sığınırız.

Ey Rabbimiz! İşlediğimiz ve işlemediğimiz amellerin şerrinden, bildiğimiz ve bilmediğimiz şeylerin şerrinden sana sığınırız.

Ey Rabbimiz! Enkaz altında kalmaktan, yukarıdan yuvarlanmak ve düşmekten, boğulmaktan, yanmaktan, trafik kazalarından, her türlü kaza ve belalardan, yılan, akrep vb. şeylerle sokulmuş olarak ölmekten, ve ölüm anında şeytanın çarpmasından sana sığınırız.

Ey Rabbimiz! Huyların, amellerin, arzuların kötülerinden, düşmanın galebesinden ve kulların başımıza gelen kötü şeylerden dolayı sevinmesinden sana sığınırız.

Ey Rabbimiz! Üzüntüden, tasadan, cimrilikten, açlıktan, hıyanetten sana sığınırız. Bize kendimizi bulmayı ilham et, bizi nefslerimizin şerlerinden koru.

Ey Rabbimiz! Bizi fitne-i nisadan koru.

Ey Rabbimiz! Eğer unuttuk veya kasıtsız olarak yanlış yaptıysak bundan dolayı bizi sorumlu tutma.Takat getiremeyeceğimiz şeylerle bizi yükümlü tutma, bizi affet, lütfunla kusurlarımızı bağışla, bize merhamet et. Bizim yardımcımız sensin kafir topluluklara karşı bize yardım et.

Ey Rabbimiz! Bizi dini ve dünyevi fitnelerden ve ahir zaman fitnesinden Mesih-i Deccal’ın ve Süfyan’ın fitnesinin şerrinden, dinsizlerin tecavüzünden, münafıkların şerrinden, fasıkların fitnesinden koru.

Ey Rabbimiz! Bizi dalaletten, bid’atlardan, belalardan, kötülüğe sevk eden nefsin şerrinden koru. Bizi bir an olsun nefsimizle baş başa bırakma.

Ey Rabbimiz! Bizi kabir azabından, kıyamet günü azabından, cehennem azabından ve kahrının azabından koru.

Ey Rabbimiz! Bizi gösterişten, başkaları duysun ve görsün diye ibadet etmekten, ameline güvenmekten ve övünmekten koru.

Ey Rabbimiz! Bizi ana-babamızı iman ve Kur’an hizmetinde çalışan bütün kardeşlerimizi, eşlerimizi, çocuklarımızı, mümin dostlarımızı, akrabalarımızı, ecdadımızı ve ahirete intikal eden bütün mü'min ve müslümanları cehennem azabından koru. Affına sığınıyoruz. Bizi her türlü şer, fitne ve azaptan kurtar! Fazlınla ikram eyle .Bütün günahlarımızı bağışla. Ayıplarımız setreyle.

Ey Rabbimiz! Nefislerimize zulmettik, sana isyan ettik, eğer bizi bağışlamaz, bize acımazsan dünyada da ahirette de kaybedenlerden oluruz. Bizi hüsrana uğrayanlardan eyleme. Şeytanın kalbimize girip saptırmasına fırsat verme.

Ey Rabbimiz! Bizi İslam’dan ve Kur’andan ayırma. Bizi daima sırat-ı müstakimde tut. İslâm nurunu söndürmek isteyenlere fırsat verme. Bizim yüzümüzden insanları helak etme. AMİN ve sallalahu ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve ashabihi ecmain Velhamdulillahi Rabbil alemin


selam ve dua ile Abdullah abim
Jan. 8
mavi kralwrote:
Nov. 17
ahmed akwrote:
 

Kum Tanesinden İnci Tanesine

[Resim: urlmz0.jpg]  

KENDİ HALİNDE, sade ama mutlu bir hayatı vardı istiridyenin. Denizin derinliklerinde bir kayaya tutunmuş, yaşayıp gidiyordu. Tuzlu deniz suyundan yiyeceğini buluyor, sert kabuğu onu düşmanlarına karşı koruyabiliyordu. O da zamanının büyük kısmını sağından-solundan süzülerek geçen balıkları seyrederek geçiyordu.

Derken, birgün, istiridyenin içine bir sızı düştü. İçinde hissettiği acı sakin hayatını alıp götürmüş, yerine sıkıntılı ve sancılı günler getirmişti. Çok gecikmeden istiridye bu sancıların nedenini öğrendi. Bir kum taneciği! Küçücük bir kum taneciği nasılsa istiridyenin içine girmiş ve şimdi onu acılar içinde kıvrandırıyordu.

İstiridye kendi kendine bu kum taneciğini ne yapacağını düşünmeye başladı. “Bu sıkıntı neden benim başıma geldi? Nasıl oldu da oldu?” gibi sorular sormanın faydasızlığını ve anlamsızlığını biliyordu. O kum taneciğinden kurtulmanın mümkün olmadığının da farkındaydı. O halde, yapması gereken, şimdi düşmanı gibi görünen bu davetsiz misafirle birlikte yaşamaya çalışmaktı.

Bu kararının ardından istiridyenin sancıları sona ermedi, ama azaldı. Şikayet etse kat kat artacak olan sıkıntıları dayanılabilir ölçüde kaldı. Günler, aylar ve yıllar geldi geçti. İlginçtir,, istiridyenin ağrıları ve sıkıntıları da neredeyse sona ermiş, ve ardında herkesin ziyaret etmekten büyük zevk duyduğu bir istiridye bırakmıştı.

Çünkü hayatının uzun süre acılarla geçmesine neden olan o kum taneciği, onun sabrıyla bir inciye dönüşmüştü!

İstiridyenin bulunduğu civarda yaşayan diğer deniz canlıları onu sık sık ziyaret etmeye, zaman zaman kabuğunu açtığında ortaya çıkan muhteşem inciyi seyretmeye geldiler.

Ve bir şeye hiç karar veremediler: O harika inci mi istiridyeyi güzelleştiriyordu, yoksa sabır ve sükunet sembolü gibi duran istiridye mi inciyi öylesine güzel gösteriyordu?

***

Herbirimiz ilâhî bir sanat eseriyiz.

Beden elbisemiz ipekten daha pürüzsüz; gözümüz, kulağımız, ağzımız, en paha biçilmez taşlardan daha değerli. En sade bir insan yüzü, Mona Lisa'nın yüzünden daha canlı ve değerli.

Duygularımız elmas, yakut ve pırlantadan daha gözalıcı. Içimizde karun'un hazinelerinden daha büyük bir hazine taşıyoruz. Belki farkındayız, belki değiliz.

Birer model ve taşıyıcı gibi bu güzelliklerle güzelleştirilmişiz. Ama hiçbiri bize ait olmadığı, ne yapımlarında ne de devamlarında hiçbir katkımız olmadığı halde bu sanat eserlerini sahiplenip, onların başına gelen ve hoşumuza gitmeyen değişikliklerden ne de çabuk şikayet edebiliyoruz!

Varlığın, üzerimizde taşıdıklarımızın bizden değil, ama bize emanet edilmiş şeyler olduğunu ne de çabuk unutabiliyoruz!

Bize biçilen, bize en çok da uyan ve daha fazlasını taşıyamayacağımız konumun birer sanat eseri olmak olduğunu niye hatırlamıyoruz dersiniz?

Sevinçler kadar hüzünlerin de, rahatlıklar kadar sıkıntıların da bize yakıştığını ve hayatın onlarla güzelleştiğini ne kadar farkedebiliyoruz?

Ne dersiniz, Mona Lisa tablosu yapılırken tablodaki kadın kendi ressamını eleştirse, şurası düzgün olmadı, burasını şöyle değil böyle yap dese ne derdik? Ve usta ressam Vinci Mona Lisa'yı Mona Lisa'nın istediği gibi resmetse böylesine güzel olur muydu?

Ya da, usta bir mücevhercinin elinde biçimlenen bir elmas dile gelip ustasını şikayet etse, ne derece haklı olurdu?

Qa biz? Duygularımız iyi-kötü herbir olayla bir elmas gibi biçimlendirilirken, sabrettiğimiz takdirde kum tanesi gibi bir sıkıntıyı bir ince tanesine dönüştürebilecekken, Sanatkârımızı şikayet etmeye ne derece hakkımız var?

Güzeli güzel yapan, sanatkârının ustalığı mıdır, yoksa o şeyin kendini nasıl gördüğü müdür?

Sözün kısası, bırakalım, hayatımız Sanatkârımızın elinde seyre ve tefekküre layık bir eser olsun. Bırakalım, hüzünler ve sıkıntılar duygularımızın sivriliklerini gidersin ve onları daha da güzelleştirsin...

Murat ÇİFTKAYA

SELAM VE DUA İLE  abim

Nov. 12
"Göklerde ve yerde nice ayetler vardır ki,onlar bunlardan yüz çevirerek üzerlerinde(düşünmeden)geçer giderler.(Yusuf,105)"



Her suret Seni göstermeye bahanedir.
Her ayinede görünen Senden nişanedir



Her zerre 'Bir'liğini açıkça seslendirmektedir.
Her varlık kudretini ayan beyan dillendirmektedir.
Öyle şiddetli görünüyorsun ki, ışığın gözü kamaşıp Seni perdelemektedir.



Öyle ZAHİRSİN ki,kimse gözünü Senden ayıramadığı için Seni fark edememektedir.
Sen kudret ve rahmet eserlerini görünür kılmasan, aklımın ayağı dolaşır.
Sen güzel isimlerini aşikar etmesen,ruhum karanlıkta kalır.



Görünenler Senin görünmek dilemenle görünür;görünenlerin sırrını aç bana.
Görünenler Senin göstermenle görünür;eşyanın hakikatını göster bana.



Senden başkası tanık olmaya değmiyor.;zuhuruna tanık olanlardan eyle beni.
Seni anlatan kelimeler hiç bitmiyor;ayetlerine şahit yaz beni.
Gözlerim Seni görmeye yetmiyor;kalbimde görünür eyle KENDİNİ...

SENAİ DEMİRCİ


Ve gökten mübarek (bereket ve rahmet yüklü) su indirdik; böylece onunla bahçeler ve biçilecek taneler bitirdik."
(Kaf Suresi, 9)

SELAM VE DUALARIN EN GÜZELİ ÜZERİNİZE OLSUN

Nov. 11
Nov. 10
 

Can çekişiyorum zamanın kıskacında,sancılarım bana unutturuyor kendimi
Kayboluyorum ağrılarım içinde,etime bıçak gibi saplanıyor sızılarım.
Ne gelecek hayallerim aklımda ne bitmez telaşlarım…
Bazen sadece bir baş ağrısı yenik düştüğüm,bazen bir kaç derece fazlalık;ateş…
Bu kadar yeter çok önemli planlarımı (!) alt üst etmeye
Sonrasını geç !

Kıvranırken,ellerimi sıkıca bağlamışım kendime.
Elim uzanmıyor sevdiklerimin ellerine,onların ellerinde tutunamıyor.
Kendime anlatıyorum dertlerimi.Yalnız kendim anlıyorum kendimi.

Ruhumda el çekmiş bel bağladıklarından.
Şimdiden devriliyor gibi “sarsılmaz” fikirleri
Boşuna yük etmişim aklıma bu zifirleri
Yeni yeni anlıyorum neden bu denli inlediğimi:

Baş ucunda beklerken hastalığın,farkettim de bir kaç şeyi:
Sahi! Nerdeler hayallerim ? Nereye kaçtılar sicim gibi ?
Hele o ! O rutin işlerim. Hani olmazsa olmazlarımdandı.
İtiraf etsin hadi , gitti , gitti işte hepsi !
Umutlarım bile mi ? Ah evet ! Onlar yiteli çok olmuştu zaten.

Ve nihayet yalnızım işte !
Şimdi ne altında ezildiğim o bitmez telaşlarım
Ne kendisi gelmeden yorulduğum “gelecek hayallerim” yanımda.
Sadece ben varım hayatta.
Pek de yalnızlık değil aslında,”yalınlaşmak” denir buna.
Ve kendime geliyorum yakınlaştıkça aslıma.

Benimle olduğunu zannettiklerim…
Benden izin almadılar ki hayatıma girerken,izin alarak çıksınlar…
İzin alarak sahiplenmedim ki izin vererek bırakayım.
Kıtlıktan çıkmış ırgat gibi saldırırken tarlaya
Düşünmeliydim,bunların bir sahibi olacaktı aslında.
Gelip el koyacaktı tarlasına.Ki ben kim olduğumu hatırlayayım.
Ve böylece tarladan çıkıp kalakalınca ortada
Aslıma dönüp kendime geldim haddimi bildim.
Her olayın merkezi sandığım ,başrol oynadığıma kandığımdan beri
İşsiz güçsüz bir ırgattan pek de farklı değilmişim meğer.
Gözümde büyütüp kendimi işe yarar bildiğim ben
O ahmak adamın yaptığını yapmışım yıllarca.
Hani gemiye binmiş yüküyle de yol boyunca sırtından indirmemiş..
Benim yaptıklarım da o kadar ahmakçaymış aslında.
Dert edindiklerim,yük bildiklerim bırakıversem kendi hallerine gideceklermiş.
Sahiplenmeseymiş onları,sadece “emanet bırakıldıklarını” hatırlasaymışım.
Bu kadar yükün altında ezilmeyecekmişim.

Aciz olan benim,
Bir kollayanım olacaktı elbet kendimi dev sanmasaydım.
Emanet ağır yük! Değil ki sahiplik…
Bu yüzden ezildim işte,bir düzine cahillik
Kaldıracağım kadar verildi bana.
Daha fazlasına karışarak kendime eziyet eden benim.

Bunca şeyi anlayınca,”inşaallah”,
Çoktan dilimin en zarif duası oldu bile.
Yeniden kabul edilmenin beklentisiyle “inşallah” derken içten içe
Ne sunulan tarlalara baktım ne de başka bir şeye.

Zaten iyisinden bir tevekkül borçluyum rabbime

“inşaallah” dedikten sonra başlayan işe
Ruhum uyanıverdi,hani o yıllardır durmadan kıvranan
Sen de yeter ki onu an ,çünkü
İnşallah derse yakaran inşa eder Yaradan.

                                          SENAİ DEMİRCİ

 

SELAM VE DUALARIN EN GÜZELİ İLE HAYIRLI GÜNLER

Nov. 5
5 DAKİKA DAHA BABA
Güneşli bir gündü. Kadın parkta yanında oturan adama "Bakın, salıncakta sallanan su kırmızı kazaklı çocuk benim oğlum" dedi.
Adam gülümseyerek "Güzel bir oğlunuz var" dedi. "Diğer salıncaktaki mavi kazaklı çocuk da benim oğlum" Sonra saatine baktı ve "Heyyy, Todd, sanırım artık gitme zamanı" diye seslendi oğluna. Çocuk salıncakta yükselirken "Beş dakika daha baba, lütfen yalnızca beş dakika daha" diye karşılık verdi babasına. Adam başını "peki" anlamında sallayınca çocuk neşeyle sallanmaya devam etti.
Dakikalar sonra adam ayağa kalkarak tekrar seslendi oğluna "Todd, artık gidelim mi, ne dersin?"
Çocuk yine gitmeye isteksiz "Ne olur baba, beş dakika daha, lütfen, beş dakika daha" diye bağırdı babasına.
Adam" Tamam" deyince çocuk kahkahalar atarak sallanmaya devam etti.
Sonunda kadın dayanamadı ve sesinde gizli bir hayranlıkla "Ne kadar sabırlı bir babasınız" dedi.
Adam gülümsedi kadına. "Sabır değil yaptığım bayan" dedi. "Büyük oğlum Tommy`yi geçen yıl burada sarhoş bir sürücünün çarpması sonucu kaybettim. Buraya yakın yolda bisiklet sürüyordu. Tommy`e hiç yeterince zaman ayırmamıştım. Oysa şimdi onunla beş dakika daha fazla birlikte olabilmek için her şeyi yapardım. Todd`la aynı hatayı yapmayacağıma söz verdim kendi kendime..”
“O her "Beş dakika daha baba" dediği zaman, oyun oynamak için beş dakika daha kazandığını düşünüyor,  oysa işin gerçeği ne biliyor musunuz? Ben onu oyun oynarken beş dakika daha fazla izleyebiliyorum, asıl kazanan benim.”
 
 
.dilek.
Oct. 26
mavi kralwrote:
Mutsuz olduğunuzu düşünüyorsanız onlara bakın.


Gelirinizin düşük olduğunu düşünüyorsanız, o ne yapsın?


Fazla arkadaşınız olmadığını düşünüyorsanız...


Vazgeçmeyi düşündüğünüz an, bu insanı düşünün:


Yaşamda acı çektiğinizi düşünüyorsanız, bunun kadar acıya katlanıyor musunuz?


Ulaşım sisteminizden şikâyetçi iseniz, bunlar ne yapsın?


Bulunduğunuz toplum size adil davranmıyorsa, bu kişi ne yapsın?


Ne şekilde olursa olsun yaşamdan zevk alın.
Olaylar bazıları için kötüdür ama bizim için çok daha iyi :)

Yaşamınızda dikkatinizi çeken pek çok şey vardır fakat sadece birkaçı yüreğinize dokunur... bunları izleyin...

Bu e-postayı herkese gönderin:

Çalışmaktan sıkılıyor musunuz? Onlar değil!


Sebzeden hoşlanmıyor musunuz? Onlar açlıktan ölmek üzereler!


Ebeveyniniz size özen göstermekten yoruluyor mu? Onlar aldırmıyorlar!


Aynı oyunlardan sıkılıyor musunuz? Onların başka seçenekleri yok!


Birisi Nike yerine size Adidas hediye edebilir.. Onlar hep tek marka giyiyorlar!


Yatakta uyumak için minnettar oluyor mu? Onlar bir daha uyanamayacaklar!




Etrafınızdaki her şeyi gözleyin
ve bu geçici yaşamda
sahip olduğunuz her şey için
müteşekkir olun...

İhtiyaç duyduğumuzdan çok daha fazlasına sahip olduğumuzdan dolayı bahtiyar sayılırız.

Erkek ve kız kardeşlerimizin üçte ikisinin unutulduğu ve umursanmadığı bu “modern ve gelişmiş” toplumun içinde sonsuz döngü içinde devam eden bu tüketime özendiren ahlaksızlık anlayışını beslememeye gayret edelim.

Bu sunumu, her hangi bir mecburiyet veya beklenti içinde olmaksızın dağıtın.

Bu sunuyu elinizde tutmayın, gönderin, anlamsız olmayacaktır.

Az şikâyet edelim
çok iş yapalım!
Oct. 23
Oct. 23

Yaşamda bir kez gitti mi dönmeyen üç değer:            

Zaman, sözcükler, fırsat.......... 

Yaşamda hiç bir zaman yitirilmemesi gereken üç deger: 
 
Barış, umut, dürüstlük..........
 
Yaşamda, üzerinde yüksenilen üç dayanak:      

Sevgi, kendine güven, dostluklar.......... 

Yaşamda sürekliliğine güvenilmeyen üç deger: 

Başarı, sağlik, zenginlik............. 

Yaşamda kişiyi geliştiren üç deger: 

Çok çalışma, içtenlik, azim............. 

Yaşamda kişiyi körelten üç öğe: 

Cesaretsizlik, gurur, öfke.... 

Yaşamda önemli altı sözcük: 

"Ben hatalıydım, bu gerçeği kabul ediyorum" 

Yaşamda önemli beş sözcük: 

"Gerçekten harika bir iş başardın" 

Yaşamda önemli dört sözcük:

"Bu konuda ne düşünüyorsun?" 

Yaşamda önemli üç sözcük: 

"Sana yardımcı olayım." 

Yaşamda önemli iki sözcük: 

"Teşekkür ederim." 

Yaşamda en az önemli tek sözcük:

"Ben"

SELAMLARIN VE DUALARIN EN GÜZELİ SİZİNLE OLSUN KARDEŞİM HAYIRLI GÜNLER HAYIRA KALIN İNŞAALLAHGülümsemeKırmızı gül

Oct. 19



 
 
 
 
Ey Sevgili
Gelir misin rüyama bir kez göreyim cemalini
Engelliyor günahlarım gül yüzünü görmeyi
Arzum ahirette cennete seninle girmeyi
Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa

Sensiz dünya zilletle boğuluyor
Asr-ı saadet günleri hasretle çekiliyor
Toplumun ahlakı gitgide çöküyor
Ne olur biraz gül bana Habib-i Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa


Geceler karanlık, yokluğunda her saniye
Ay doğmuş, güneş batmış ne çare bu çileme
Tutamazsam elini sırat üzerinde
Ne olur biraz gül bana Nebi-î Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa


Bir bilal olamadım ezanın için
Çıkıpta sahraya, kavrulmadı ayağım elim
Sen varken, sensiz olmak bilmem niçin
Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa


Seni anar Ya Muhammed Kubbe-i Hadra
Yoktu keder yoktu zulüm asr-ı saadet zamanında
Kapılar aralanıyor karanlıklar ortasında
Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa

Sel olur göz yaşlarım, ismini duyunca
Tebessümün de ne hoştur ukbada
Şefaatini eksik eyleme mahşer anında
Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa




Alemlere rahmetsin nurun ile
Kalplere düstursun ahlakın ile
Salat-u selamlar sanadır Ya muhammed
Ne olur biraz gül bana resul-ü Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa(S.A.V)











HAYIRLI GÜNLER KARDEŞİM
TÜM MUTLULUKLAR SENİN OLSUN
RABBİM YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN

MÜRŞİT
.
..
Oct. 19
-wrote:

Hayirli Aksamlar,iyi geceler  Selam ve Dua ile ..Arkadasim (sayfaniz cok güzel olmus)

Oct. 16

ABDULLAH'S SPACES

ÖLÜM GELİP ÇATMADAN RABB'İNİZE DÖNÜN ,YOKSA SİZE YARDIM DA EDİLMEZ(ayet)
14 Mart  
Photo 1 of 17